Geçtiğimiz mart ayında girilen Hicrî Şemsî 1400 yılında, İran İslâm Cumhuriyeti’nde dört yılda bir yapılan cumhurbaşkanlığı seçimleri gerçekleştirilecek. 18 Haziran’daki seçimlerde 7 aday İran’ın yeni cumhurbaşkanı olmak için yarışacak. Bugüne kadar iki kez devlet televizyonunda bir araya gelerek kamuoyu önünde vaatlerini anlatan adaylar, 592 kişi arasından başvuruları kabul edilen 40 adayın Şûra-yı Nigehban (Anayasa Koruyucular Kurulu) tarafından değerlendirilmesi sonucunda belirlendi.

İran Yönetim Sistemi

İran’da yönetim sistemi iki ayak üzerinde bina edilmiş durumda:

1. Cumhuriyetçilik: İran’da meclis üyeleri ve cumhurbaşkanı halk oylarıyla seçilir. Cumhurbaşkanı’nın başlıca görevi, rehberin (imamın) ilkelerini gözeterek yürütme faaliyetini sürdürmektir.

1979 Devrimi’nden sonra cumhurbaşkanlığı görevini yürüten adaylar sırasıyla; İmam Ayetullah Ali Hamaney (8 yıl), Ali Ekber Haşimi Rafsancani (8 yıl), Muhammed Hatemi (8 yıl), Mahmut Ahmedinejad (8 yıl), Hasan Ruhani (8 yıl) olmuştur.

Günümüz İran siyasetinde, usulgerayan (muhafazakarlar) ve ıslahtaleban (reformcular) olmak üzere iki ana damar varlığını sürdürüyor. Yukarıda isimleri sayılan geçmiş cumhurbaşkanlarından sadece M. Hatemi ve H. Ruhani reformcu kanada mensup ve bugüne kadar görev yapan her cumhurbaşkanı iki dönem seçilmiş durumda. Adaylar iki dönem görev yaptıktan sonra üçüncü kez seçime katılma hakları bulunmuyor, 4 yıl bekledikten sonra tekrar seçime katılmaya hak kazanıyorlar.

Her ne kadar cumhurbaşkanı seçimi yapılsa da, seçim sonucu, artık çok yaşlanmış olan İmam Ali Hamaney’in selefinin kim olacağını da ilgilendiriyor.

2. Velâyet-i Fakih Müessesesi: Şia inancında mutlak otorite olarak kabul edilen imamlar, Hz. Peygamber ve Hz. Ali’nin selefleri olarak görülür. İmamlar zincirinin son halkası olan İmam’ın 800’lü yıllarda kaybolmasından sonra, Necef ve Kum Ulemâsı karar alma mekanizmasının başına ortak içtihatla, adil, takvâlı ve müçtehit bir imam seçerler ve Platon’un ‘bilge kral’ teorisindeki gibi, verdiği kararların tartışılamaz olduğu herkes tarafından kabul edilir.

1979 İran İslâm Devrimi’nin lideri olan İmam Humeynî, bu imamlardan biriydi. O dönemde cumhurbaşkanı olan İmam Ali Hamaney, İmam Humeynî’nin vefatından sonra onun yerine geçti ve bugüne kadar makamını korudu. Önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde her ne kadar sistemin cumhurbaşkanı seçilecekse de, konu artık çok yaşlanmış olan İmam Ali Hamaney’in selefinin kim olacağı ile ilgili.

Başlıca vazifesi, sistemin ideolojisini gözetmek, devamını sağlamak ve kendisine bağlı olan kurumları yönetmek olan İmam (yani rehber), İran İslam Cumhuriyeti’nde son karar mercii olduğundan, Hamaney’in yerine kimin geçeceği belki de kimin cumhurbaşkanı seçileceğinden bile daha fazla önem arz etmektedir.

Ayetullah Ali Hamaney fotosuVelâyet Makamına Bağlı Başlıca Kurumlar

a- Askeriye (Devrim Muhafızları)

b- Yargı (Maslahat Konseyi ve Anayasa Koruma Konseyi; Şûra-yı Nigehban).

Anayasa Koruma Konseyi 12 hukukçudan oluşuyor. Bunlardan 6’sı sivil hukuk, diğer 6’sı da İslâm hukuku alanında ülkenin en yetkin kişileri. Üyelerin 6’sı rehber (imam), 6’sı meclis tarafından seçiliyor.

Cumhurbaşkanlığına aday olmak, başvuru sahibinin Anayasa Koruma Konseyi tarafından cumhurbaşkanı olabilecek niteliklere sahip bulunduğunun onaylanması sonucunda gerçekleşiyor. Yarışacak olan 7 aday hakkında kısaca bilgi vermeden önce diğer adaylar arasında reddedilme sebepleri dikkat çeken birkaçından bahsedelim:

Mahmud Ahmedinejad

İran İslâm Cumhuriyeti’nin dördüncü cumhurbaşkanı olmuştur. Görev yaptığı 8 yılın ilk 4 yılında koyu bir muhafazakâr politika sergilemiş olsa da, ikinci 4 yılda sisteme karşı eleştirilerini yükseltmiş ve İmam nazarında liyakatini kaybetmiştir. Ahmedinejad’ın ilk 4 yılda devletten oldukça fazla istihbarat topladığı ve bu yüzden sistem için tehlikeli görülmesine rağmen hapse mahkûm edilmediği söylenmekte. Adaylığının reddedilmesi sebebiyle halk arasında herhangi bir huzursuzluk ve kalkışma teşebbüsü olursa sert bir şekilde bastırılacağına dair yetkililerden ciddi bir uyarı aldığı da konuşulanlar arasında.

Ali Laricani

Eski meclis başkanıdır. Kızının İngiltere vatandaşı olmasının liyakatini kaybetmesine sebep olduğu sanılıyor.

İshak Cihangiri

Eski cumhurbaşkanı adaylarından ve cumhurbaşkanı Ruhanî’nin 1. yardımcısı olan Cihangiri’nin adaylığının reddedilmesi, geçmiş devlet tecrübesine bakılarak şaşırtıcı bulunan bir konu olmuştur.

Bunların dışında cumhurbaşkanlığı adaylığı için başvuruları kabul edilen asker kökenli adayların Anayasa Komisyonu tarafından reddedilmeleri de sürpriz olarak karşılandı.

Konsey bir adayı reddederken herhangi bir sebep göstermekle yükümlü olmadığından bu sebeplerin bir kesinliğe sahip olmadığını belirtmek gerekir.

Adaylık Kriterleri

İran’da cumhurbaşkanı adayı olabilmek için mutlaka gerekli olduğu bilinen özellikler ise şöyledir:

1. Şii’liğin 12 İmam koluna mensup olmak, Velâyet-i Fakih müessesesine inanmak. İran’da anayasal düzen, mezhep üzerine inşa edilmiştir. Velâyet-i Fakih müessesini kabul etmeyen bir Sünni cumhurbaşkanı seçilemez.

2. İran İslâm Cumhuriyeti ilkelerine bağlı olmak, anayasal düzeni benimsemek ve bunu hayatında göstermek.

3. 40-70 yaş arasında olmak (İlk defa bu seçimlerde şart koşuldu).

4. Dindar ve ahlaklı olmak.

5. Önceden devlet görevi yapmış ve siyasi deneyim edinmiş olmak.

İran’da cumhurbaşkanı, sistemin uyumlu bir parçası olmak zorundadır. Halkın teveccühüne istinat ederek bundan daha fazla bir paya sahip olmayı ve inisiyatif kullanmak isteyeceği düşünülen adaylar, konsey tarafından reddedilmektedir. Mesela bu seçimlerde kim seçilirse seçilsin, nükleer müzakereler konusunda rehberliğin ana istikametini bozamaz. Bu dönemde cumhurbaşkanının çözmesi beklenen en önemli problem, ekonomik olarak çok sıkıntılı bir dönemden geçen halkın problemlerini çözmesidir.

Bu seçimlerde sadece iki adayla yarışa katılan reformcuların seçimi kazanma şansı %5’ten fazla değil. Bu yüzden tartışmalar muhafazakârlar ile reformcular arasında değil, muhafazakâr grupların kendi aralarında gerçekleşiyor.

2021 seçimlerinde cumhurbaşkanlığı için yarışacak adaylar şunlardır:

Seyyid İbrahim Reisi

İran’ın yeni cumhurbaşkanı gözüyle bakılan 61 yaşındaki Reisi, şu anda İran yargı erkinin ve İmam Rıza Vakfı’nın başkanı, Meşhed Cuma İmamı’nın da damadıdır. Henüz 30 yaşında Tahran yargısının başına geçmiş, 1990-1995 yılları arasında Tahran Cumhuriyet Başsavcılığı yapmış, 2017 seçimlerinde Hatemi ile başa baş bir seçim yarışı sürdürerek halkın %35’inin oyunu almıştır.

Reisi’nin öne çıkarılmasında sebep olarak gösterilen diğer bir önemli husus da kendisinin Hamaney’den sonra velâyet makamı için düşünülmesidir. Ancak bu pozisyon için siyasi deneyiminin eksik olduğu düşünüldüğünden siyasi çevrelerde cumhurbaşkanlığında deneyim kazandıktan sonra velayet makamına geçişinin planlandığı konuşulmaktadır. Seçim kampanyasında piyasa istikrarı ve medyaya daha fazla özgürlük vaat eden ve yolsuzluklara izin vermeyeceğini söyleyerek gençlere ulaşmaya çalışan İbrahim Reisi’nin siyasi bir mühendislik ürünü olduğu da bazı mahfillerde söz konusu edilmektedir. Yakın zaman önce Sünni Müslümanların, reformistlerden umduklarını bulamadıkları ve Reisi’yi destekleme kararı aldıkları söylenmektedir.

Muhsin Mihralizade

Reformist adaylardan biri olan,  İran-Irak savaşında cephede savaşan devrim muhafızlığı örgütünün eski liderlerinden, eski cumhurbaşkanı yardımcısı ve İsfahan valisi, nükleer müzakereci olan Mihralizade, Merağa’lı ve Türk asıllıdır.

Abdunnasır Himmeti

Hemedan’lı, Türk kökenli aday, Hasan Ruhani döneminde merkez bankası başkanlığı yapmıştır. Reformisttir.

Said Celili

55 yaşındaki nükleer baş müzakereci Celili, daha önce Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyinin genel sekreterliğini yapmıştır.

Muhsin Rızai

İmam Humeyni’nin danışmanı, eski Devrim Muhafızları Ordusu genel komutanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi genel sekreteri, Luristan kökenli Rızai, son birkaç seçimde cumhurbaşkanı adayı olarak adından söz ettirmiştir.

Emir Hüseyin Kadızade Haşimi

Kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı ve cerrah olan Kadızade, halen Meşhed milletvekilidir.

Ali Rıza Zakani

56 yaşındaki eski milletvekili, İslami Şura Meclisi Araştırma Merkezi başkanı Zakani, İran-Irak savaşında yaralanarak ‘gazi’ ünvanını almış, savaştan sonra ‘nükleer tıp’ konusunda uzmanlaşmıştır. Adaylığını açıklayan Zakani, yakın zaman önce Seyyid İbrahim Reisi lehine adaylıktan çekildiğini açıklamıştır.

Bu seçimlerde sadece iki adayla yarışa katılan reformcuların seçimi kazanma şansı %5’ten fazla değil. Bu yüzden tartışmalar muhafazakârlar ile reformcular arasında değil, muhafazakâr grupların kendi aralarında gerçekleşiyor. Hatta muhafazakâr adayların, Ali Rıza Zakani gibi, seçilmesi en muhtemel aday olarak görülen Seyyid İbrahim Reisi lehine adaylıktan çekilmelerinin söz konusu olabileceği ifade ediliyor.

Seçim Öncesi Konjonktür

İran’da 2009 yılı seçimlerinden sonra gerçekleşen sokak hareketleri (yeşil devrim), daha çok insan hakları talepleriyle ortaya çıkmışken, 2018 yılından bu yana halk, ağırlıklı olarak ekonomik sebeplerle (yolsuzluk, kayırmacılık vs.) zaman zaman sokağa çıktı.

Son olarak 2019 ekim ayında benzin fiyatlarındaki fahiş artışın tetiklemesiyle gerçekleşen ve ‘aban olayları’ adıyla anılan olaylar onlarca kişinin ölümüyle sonuçlandı.  Buna rağmen tarihinin kritik bir dönemecinde bulunan İran’da bu seçimlerde sistemin rejimin güvenliğine odaklanması (beka meselesi) ve cumhuriyetçilik kanadını askıya almasının diğer bir sebebi de 2020 yılında ABD’nin ciddi saldırılarına maruz kalması olarak görülebilir. (Ör. Kasım Süleymani suikasti).

Her ne kadar ABD başkanlığına Biden’ın seçilmesi İran devlet erkinin nükleer müzakere süreçlerine geri dönüleceğine dair inançlarını tazelemesine yol açtıysa da beklenen olmadı. Biden, Trump döneminde başlatılan yaptırımların sürdürüleceği konusunda kararlı görünüyor ve toplum baskıyı her geçen gün daha fazla hissediyor.

Seçimlere katılım oranının önceki seçimlere kıyasla daha düşük olması bekleniyor. Yurt içi ve dışında bu konuda bazı negatif kampanyalar düzenleniyor ve seçimleri veto etme oranının %40’larda olduğu söyleniyor.

1979 yılından bu yana geçen 41 yılda İran’ın yurtdışındaki bankalarda bloke edilen paraları serbest bırakılmadı. Ancak İran son dönemde Hindistan ve Çin ile yaptığı anlaşmalar sayesinde ekonomik baskıyı aşmayı deniyor ve yer yer başarılı olduğu da söylenebilir. Bu anlaşmalardan sonra bu ülkelere petrol ihraç etmeyi ve bu sayede para biriminin dolar karşısında son 7-8 ayda bir miktar da olsa değer kazanmasını sağlamayı başardı.

1400 Hicrî Şemsî, 2021 miladi yılı İran seçimlerinde, seçimlere katılım oranının önceki seçimlere kıyasla daha düşük olması bekleniyor. Yurt içi ve dışında bu konuda bazı negatif kampanyalar düzenleniyor ve seçimleri veto etme oranının %40’larda olduğu söyleniyor. Ancak kırsal kesimin bu tartışmalardan önemli ölçüde habersiz olması bu beklentilerin gerçekleşmemesine sebep olabilir.

Son seçimlerde %73 olarak gerçekleşen katılım oranının yine aynı şekilde oluşması da uzak bir ihtimal değil. Adayların hemen hepsi bu seçimlerde İran nüfusunun yaklaşık dörtte birini teşkil eden Türkleri daha önceki seçimlerde olduğundan daha fazla dikkate alıyor ve kampanyalarında Türklerden sitayişle söz ediyor. Bu ilginin Türk nüfusu memnun ettiği ve tercihlerini ağırlıklı olarak muhafazakâr adaylardan yana kullanma eğiliminde oldukları söylenebilir.

Sonuç olarak, İran İslam Cumhuriyeti, muhafazakâr cephenin kendi arasındaki rekabeti sonuçlandıracak bir seçime hazırlanıyor ve dış dinamiklerin bu seçimlerin ana belirleyicilerinden biri olduğu aşikâr. Temennimiz, İran halkının tahammül sınırını zorlayan ekonomik şartların düzelmesi, kadim komşumuzun zengin toprakları üzerinde huzur bulan bir halka ve çevresine huzur sağlayan bir yönetime kavuşmasıdır.