Demokratikleşme, iyi yönetişim ilkelerinin benimsenmesi, sosyal eşitsizliklerin giderilerek kapsayıcı politikaların geliştirilmesi ve sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi için çalışmalar yürüten Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ‘’Kent Yönetişimi ve Sürdürülebilirlik’’ alanında yeni bir değerlendirme notu paylaştı.
TESEV Değerlendirme Notları, Kent Yönetişimi ve Sürdürülebilirlik, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, Dijital Politika Araçları, Çocuk Politikaları, Göç Politikaları, Sivil Toplumun Güçlendirilmesi, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik, İklim Krizi ve Afet gibi çalışma alanlarındaki konulara ilişkin farklı bakış açıları ve önerileri kamuoyuyla paylaşmayı hedeflemektedir.
TESEV’in son değerlendirme notlarından biri Dr. Itır Akdoğan imzası ile ‘’Yerel Demokrasi için Kent Yönetişimi ve Sorumlu Yapay Zekâ Etkileşimi’’ üzerine incelemelerde bulunuyor.
Bu değerlendirme notu sorumlu yapay zekâ (SYZ) ve kent yönetişimi etkileşiminin kent yönetimini nasıl demokratikleştirebileceği tartışılarak öneriler sunulmaktadır.
Yayına ilişkin önemli değerlendirmeler şu şekilde:
Teknoloji alanında her yeni sayfa açıldığında teknoloji hayranları ve iyimserler hayatın bir daha asla aynı olmayacağı harika bir dönemin başladığı fantezisini kurarlar. Teknolojiye mesafeliler ve kötümserler de hayatın bir daha asla aynı olmayacağı ama tersine teknolojinin insanlığın sonunu getireceği fantezisini kurarlar.
Her iki fantezi de doğası gereği çökerken, kavramsal tartışmalarda toplumsal determinizm ve teknolojik determinizm, yani toplumun teknolojiyi değiştirdiği ve teknolojinin toplumu değiştirdiği fikirleri çatışır. Bu çatışmaya alternatif ise etkileşimciliktir.
Etkileşimcilik, bir değişim olacaksa bu toplum ve teknolojinin etkileşimiyle olur fikridir. Bu alternatif çerçevede yapılan teknoloji ve demokrasi tartışmalarında her iki alanın etkileşiminden daha demokratik süreçler doğabilir mi diye sorulabilir.
Teknolojinin Etkileşimi
Bu değerlendirme notunda sorumlu yapay zekâ (SYZ) ve kent yönetişimi etkileşiminin kent yönetimini nasıl demokratikleştirebileceğini tartışıyoruz.
1950’de İngiliz matematikçi Alan Turing’in makineler düşünebilir mi diye sormasıyla temelleri atılan ve 1956’da Dartmouth Konferansı’nda John McCarthy’nin adını koyduğu yapay zekâ (YZ) o günden sonra inişli çıkışlı popülerliği ile gelişirken ve mutfakta birçok sektörde kullanılırken, 2022’de kitleler Open AI’ın geliştirdiği YZ sohbet botu ChatGPT’yi doğrudan gündelik hayatlarına dahil etmeye başladılar.
Yukarıdaki iyi ve kötü fanteziler de o tarihten sonra tıpkı YZ’nin kullanımı gibi hızla yayıldı. Özel sektör kadar kamu kurumlarının da bu teknolojiyi karar ve uygulama süreçlerinde kullanımı yaygınlaştıkça demokratik endişeler arttı. İnsan cildine benzer dokularla, insan duygularına benzer yüz ifadelerini de kullanan robotlar söz konusu olunca (ki zaten Turing zekâyı içsel değil, dışsal performans olarak tanımlayıp, argümanını makinelerin insanları taklidi üzerine kurmuştu) daha önceki teknolojik ilerlemelerden daha hassas bir etik ve yasal çerçeve oluşturulması ihtiyacı doğdu. YZ’nin toplumun yararına ve insanların çıkarına kullanılmasında sorumluluk beklentisi arttı.
Bu çerçevede SYZ, kısaca YZ’nin tasarlanması, geliştirilmesi ve kullanımında insan hakları, toplum ve çevreye saygı çerçevesinde uyulması beklenen etik, demokratik ve yasal çerçeve olarak tanımlanabilir.
ChatGPT öncesinde, 2016’da YZ alanında lider teknoloji şirketleri Amazon, Google, IBM, o zamanki adıyla Facebook ve Microsoft bir araya gelerek Partnership on AI’yı (YZ Ortaklığı) kuruyor. Daha sonra medya kuruluşları, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve akademiyi de bünyesine dahil edecek olan ağ, web sitesinde YZ’nin toplum için sunduğu fırsatları ve tehditleri incelemek ve SYZ için öneriler ve kaynak yaratmak üzere önceliklendirdiği 6 alanı şöyle tanımlıyor:
Güvenlik Açısından Kritik YZ: Sağlık hizmetleri, ulaşım gibi güvenlik açısından kritik alanlarda YZ’nin alacağı kararların, onlardan etkilenecek insanlar için emin, güvenilir, etik değerlere uygun olması.
Adil, Şeffaf, Hesap Verebilir YZ: YZ’nin sağlık, eğitim, güvenlik, sürdürülebilirlik gibi alanlarda aldığı kararlarda kullandığı verinin ve kararların önyargılı, yanlı, kör olmaması için, adil, açıklanabilir ve hesap verebilir olması.
YZ, Emek ve Ekonomi: Yeni işler ve çalışma şekilleri doğuracak olan YZ’nin kullanımı ile gelen fırsatların yaygınlaştırılıp, rekabet ve inovasyona alan açılırken kesintilerin de minimize edilmesi.
İnsanlar ve YZ Sistemleri Arasında İş Birliği: YZ sistemlerinin örneğin tıbbi teşhis, trafik gibi alanlarda insanların daha hızlı, daha isabetli karar alma becerilerine ve ihtiyaçlarına uygun olarak insan ve YZ’nin birlikte çalışmalarının kolaylaştırılması.
YZ’nin Toplumsal Etkileri: YZ insanları ve toplumu özel hayat, demokrasi, adalet, insan hakları gibi alanlarda etkileyebilir, bu alanlardaki kararlarını kolaylaştırırken bir yandan da bilerek manipüle edebilir. YZ’nin insanlar ve toplum üzerinde görünen ve görünmeyen olası etkileri hakkında düşünülmesi ve açık diyalog kurulması.
YZ ve Toplumsal Fayda: Eğitim, konut, kamu sağlığı, sürdürülebilirlik gibi alanların gelişmesinde YZ toplumsal faydayı artırabilir. Kimi daha çılgın kimi daha makul olabilecek bu fikirlerin çok paydaşlı iş birlikleriyle geliştirilmesi.
Kent yönetişimi ve Sorumlu Yapay Zekâ
SYZ’nin tanımı ve nispeten kısa sürede dünyada birçok farklı politika ve uygulama aktörünün dahil olduğu gelişim sürecine baktığımızda avantajlarından çok risklerinin ön plana çıkarıldığı, biraz mesafeyle yaklaşılan bu teknolojinin temelde kimseyi mağdur etmeyecek şekilde yönetilmesi ilkeleri bütünü olduğunu görüyoruz. Tıpkı kent yönetişiminde olduğu gibi. Kent yönetişiminde de veriye dayalı karar süreçlerinin ve uygulamaların demokratik olması için iş birliği, kapsayıcılık, katılım, hesap verebilirlik, şeffaflık kavramları öne çıkıyor. Bir belediye bu ilkeleri kenti yönetmek için öncelik yapıyorsa, bu öncelikler kentin yönetiminde kullanılan teknoloji için de geçerli oluyor.
Küresel gündemin hemen her alanında olduğu gibi SYZ’de de kentler bir yandan kendi politika ve uygulamalarını geliştiriyor. Veriye dayalı kent yönetimi uygulamalarıyla öne çıkan kentler, Boston, Helsinki gibi belediyeler, örneğin, web sitelerinde hem kenti hem de kamu kurumu olarak belediyeyi yönetirken uyacağını beyan ettiği SYZ ilkelerini yayınlıyor. Her ikisinde de yukarıdaki çerçevede yer alan ilkelere SYZ listelerinde yer veriyor. Helsinki, örneğin, insan merkeziyetçilik, YZ operasyonlarında insan gözetimi gibi insan odağını ön plana çıkarıyor.
SYZ’yi sadece belediye hizmetlerinde değil, iş veren ve kamu kurumu olarak kendi bünyesindeki yönetim için de kullanmak belediyelerin iç yönetişimlerini demokratikleştirebilir mi?
Belediyelerin kendi yönetişim ilkeleri SYZ’lerine yansırken, SYZ süreçlerinin iş birliklerini güçlendirdiğini de görüyoruz. Avrupa kent örgütü Eurocities’in bildirdiğine göre kenti yönetirken YZ kullanımında öncü kent Amsterdam ve Helsinki’nin geliştirdiği örnek model üzerinden, mesela, Avrupa kentleri, veri şeffaflığı için, birlikte çalışılabilirlik ilkesi ile paylaşılabilir ve kopyalanabilir bir model geliştiriyor. Barselona, Bolonya, Brüksel, Eindhoven, Mannheim, Rotterdam ve Sofya iş birliğiyle geliştirilen modelde verinin kötüye kullanımının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Teknolojinin sorumlu kullanılması için yine teknolojiyle geliştirilen iş birliklerinde bilgi paylaşımı ve birbirinden öğrenme kent yönetişimini demokratikleştirebilir mi? Veri yönetişiminin demokratikleşmesini de kapsayan SYZ, kapsayıcı veri toplama, analiz ve paylaşma planlarının, açık veri politikalarının, veri ekosisteminin çeşitlenmesinin, kentin farklı paydaşlarıyla iş birliklerinin güçlenmesini, böylelikle kent yönetiminin demokratikleşmesini kolaylaştırabilir mi?
ISO, tanımında, kurumların SYZ ilkelerini kitlelerin kolayca erişebileceği şekilde görünür kılmaları gerektiğini de vurguluyor. Bir belediyenin hizmet, yardım, kent planlaması karar ve uygulamasında YZ’yi, YZ’nin çalışması için gereken veriyi, teknolojiyi, çerçeveyi nasıl yöneteceğinin ilkelerini şeffaflıkla paylaşması, o belediyenin diğer karar süreçleri hakkında da bilgi verebilir mi? Bu bilgiye erişim kent yönetişimini demokratikleştirebilir mi?
Bu sorular çeşitlendirilebilir.
Cevaplar ise hep aynı cümleyle başlar: eğer belediye isterse.
Kent yönetişimi ve teknoloji etkileşimi bir kere başladığında bu ikisi için evrilme sürecini de başlatır. Burada önemli olan belediyelerin teknolojiyi sadece hizmet kolaylaştırıcı olarak değil demokratikleştirici boyutuyla birlikte de ele almasıdır.
Türkiye’de Dijital Dönüşüm ve Demokrasi
Türkiye, örneğin, daha önceki dijital dönüşüm süreçlerinde demokratik boyutu ıskaladı. Teknoloji ve kamu etkileşiminde kamu, daha ziyade altyapı yatırımı ve hizmetlerin dijitalleşmesine odaklandı.
Bu nedenle Türkiye BM e-devlet raporlarında dijital altyapı ve hizmet boyutlarındaki başarısıyla çok gelişmiş ülkeler listesindeyken, Freedom House’un İnternet Özgürlüğü endeksinde özgür olmayan ülkeler listesinde yer alıyor.
Türkiye’de Yerel Yönetimler ve SYZ
Türkiye YZ çerçevesini çalışmaya nispeten erken başlayan ülkelerden. YZ ekosistemi de son beş yılda gelişen bir ülke. Bankacılık ve telekomünikasyon sektöründeki bazı şirketler (Türkiye İş Bankası, Turkcell gibi) SYZ’lerini yayınlıyorlar. Yukarıda geçen OECD Küresel YZ Ortaklığı’nın 29 üye ülkesinden biri olan Türkiye’nin 2021-25 yıllarını kapsayan Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi’nde de yine yukarıda geçen uluslararası kuruluşların SYZ ilkelerine yer veriliyor. Bu ilkeler ölçülülük, emniyet ve güvenlik, tarafsızlık, mahremiyet, şeffaflık ve açıklanabilirlik, sorumluluk ve hesap verebilirlik, veri egemenliği ve çok paydaşlı yönetişim olarak sıralanıyor.
Strateji belgesinde Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Büyük Veri ve YZ Uygulamaları Dairesi Başkanlığının koordinasyonunda Kamu YZ Ekosistemi’nin oluşturulacağı ve yerel yönetimlerin YZ ve analitik projelerinin destekleneceği belirtiliyor. Stratejinin 6 ana amacında da demokratik boyuta yer verilmiyor. Belgedeki 1 tedbir ve 1 hedefin doğrudan akıllı şehir üzerinden belediyeleri ilgilendirdiğini, 3 tedbir ve 2 hedefin de merkezi kamu kurumları yanı sıra yerel yönetim kamu kurum ve kuruluşlarını da kapsadığını görüyoruz.
Buna göre, tedbirlerde açık devlet verisi çalışmalarının yaygınlaştırılması, YZ ve ileri analitik projeleri ile alan uzmanları için envanter oluşturulması ve taraflar arası tecrübe paylaşımı için güncel olarak raporlanması, YZ’nin potansiyel etkileri ve yetkinlik ihtiyaçları konusunda farkındalık düzeyini artırmak üzere tematik programlar uygulanması, akıllı şehir hizmetlerinde YZ uygulamaları ve ilgili teknolojilerinin kullanımı yaygınlaştırılması belirtiliyor. Hedeflerde ise merkezî ve yerel yönetim kamu kurum ve kuruluşlarında YZ alanında istihdamın 1.000 kişiye çıkarılacağı, merkezî ve yerel yönetimlerde en az 50.000 çalışanın farkındalık eğitimini tamamlaması sağlanacağı, akıllı şehir uygulamaları kapsamında en az 250 belediyenin YZ teknolojilerini aktif kullanmasının sağlanacağı yazıyor.
Buradan da stratejinin yerel yönetimleri kapsayan maddelerinde, belediyelerin YZ alanında insan kaynağı kapasitesinin artırılması ve hizmetlerde kullanımının yaygınlaştırılmasının öncelik olduğunu, ancak yerel yönetimlerin bu teknolojiyi kullanırken uyulması gereken ilkeleri belirlemeleri ve paylaşmaları yönünde bir stratejinin yani SYZ’ye referansın olmadığını görüyoruz. Belediye birlikleri de eğitim programlarında (Türkiye Belediyeler Birliği gibi) ya da süreli yayınlarında (Marmara Belediyeler Birliği gibi) YZ’ye gittikçe daha çok yer verseler de bunun henüz farkındalık yaratma seviyesinde kaldığını görüyoruz. Türkiye Belediyeler Birliği’nin halen yayındaki stratejik planında, örneğin, YZ’ye yer verilmiyor.
Belediyelerin YZ politikalarına bakınca da farkındalık oluşturma ilk sırada geliyor. Bazıları eğitim merkezlerinin adına inovasyon, yapay zekâ kelimelerini ekliyor, özellikle gençlere yönelik kapasite geliştirme etkinlikleri (Başakşehir, Ümraniye, Nilüfer, Kütahya, Gaziantep Büyükşehir gibi) düzenliyorlar. Bazı belediyeler kendi ya da iştiraklerinde akıllı şehir ve veya yapay zekâ müdürlükleri açıyorlar (İstanbul Büyükşehir, İzmir Büyükşehir iştiraki İzmir İnovasyon ve Teknoloji A.Ş gibi). YZ belediye hizmetlerinde de gittikçe daha çok kullanılıyor. Ulaşım hizmetleri (Konya Büyükşehir gibi), trafik yönetimi (Ankara Büyükşehir gibi), afet yönetiminde otomasyon ve YZ kullanımı kapsamında kentlerin dijital ikiz uygulamaları (İstanbul, Balıkesir Büyükşehirler gibi), ya da iletişim, şikâyet hattı yönetimi (Başiskele, Bağcılar gibi) için de yine YZ gittikçe daha çok belediyede kullanılıyor. Ancak YZ kullanan belediyelerin web sitelerinde SYZ ilkelerini göremiyoruz.
Akıllı Şehirler Endeksi’nin 2023 edisyonunda ilk beş sırada yer alan Konya, İstanbul, Bursa, Kütahya ve Erzurum belediyelerinin de web sitelerinde SYZ ilkelerini göremiyoruz. YZ’yi yaygın olarak kullanan belediye çalışanlarına sorduğumuzda kurumun YZ politikasının daha ziyade hizmet kalitesini artırmak ve çalışanların zaman yönetimini iyileştirmek olduğunu, ama örneğin, kurum içi yönetişimde bir rolü olmadığını öğreniyoruz. Halen, Türkiye’de belediyelerin YZ’yi demokratikleştirici bir etken olarak almadığını, kaynaklarını planlarken teknolojinin demokratik boyutuna alan açmadıklarını, yani, bu tartışma odağında kent yönetişimi ve SYZ etkileşiminin henüz başlamadığını görüyoruz.
Kent yönetişimi ve Sorumlu Yapay Zekâ etkileşimi nasıl demokratikleştirici olabilir?
Daha demokratik kentler yönetmek isteyen belediyeler için ise SYZ dijital dönüşümün demokratikleştirici bir alanı ve demokratik yönetişim ilkelerinin kent yönetimine dahil edilmesi için bir fırsat olarak değerlendirilebilir.
Bunun için;
YZ politikası hizmet kalitesinin artırılması ile sınırlandırılmamalı; YZ ile belediyeler bundan daha fazlasını yapabilir. Yeni bir dijital dönüşüme fırsat veren YZ belediyelerin kurum içi ve kent yönetiminin demokratikleşmesini kolaylaştırabilir. Belediyelerin YZ politikası demokratik kent yönetimini de kapsayabilir.
YZ’nin demokratik boyutu çok disiplinli tartışmaya açılmalı; kendi içinde birçok disiplini barındıran YZ geliştirme ve uygulama süreçleri farklı bilgi ve deneyimlerden gelen birçok farklı disiplinden kişi ve kurumu aynı masa etrafında buluşturabilir. Sırf böyle bir tartışma alanının kendi bile demokratikleştiricidir. Belediyeler bu fırsatı YZ’nin demokratik boyutta kente sunabileceklerinin tartışılması için kullanabilir.
Tabandan yukarı karar süreçleri işlemeli; belediyelerin YZ politikaları ve uygulamaları kararlaştırılırken belediyenin YZ teknik uzmanları da sürece dahil edilmeli. YZ uzmanlığı olmayan üst düzey karar alıcılarla sınırlı olan süreçlerde YZ ile nelerin yapılıp yapılamayacağı bilgisi de eksik kalır. Oysa YZ uzmanları daha isabetli kararlar için gereken teknik bilgiye sahiptirler. Bu hem daha doğru bilgiyle karar alınmasını hem de kurum içi katılımcılığı kolaylaştırabilir.
YZ politikaları kararlarına teknolojinin kendi de dahil edilmeli; teknoloji politikalarının kararlaştırılmasında teknolojinin kendinden yararlanmak da yine daha isabeti ve yaratıcı kararları kolaylaştırabilir. Yukarıdaki kent iş birlikleri örneğinde olduğu gibi teknolojinin kolaylaştırdığı birlikte çalışılabilirlik ilkesi ile geliştirilecek modellerle belediyeler daha gelişmiş YZ kullanımlarına daha az maliyetle erişebilir. Belediye birlikleri birlikte çalışılabilirlik ilkesini yaygınlaştıracak uygulamaları kolaylaştırabilir.
SYZ listesi çalışılmalı ve yayınlanmalı; özellikle veriye dayalı karar süreçleri, açık veri ve YZ kullanımına yatırım yapan belediyeler en kısa zamanda çok paydaşlı ve katılımcı yollarla SYZ’lerini, kent yönetişimi ilkeleriyle de konuşacak şekilde hazırlayıp yayınlayabilirler.
Raporun kaynağı ve tamamı için: TESEV
